Kurarsınız, unutursunuz.
O unutmaz.
Aşağıdaki beş adım, cihazın bütün hayatıdır. Teknik kelimeler yok, süreç bu kadar sade.
Ailece bir nokta seçersiniz
Depremde nerede buluşacağız? Bu konuşmayı bir kez yaparsınız. Sağlam bir eşyanın yanı, güvenilir bir iç duvarın dibi. Ekibimiz gelir, BEKÇİ'yi tam o noktaya monte eder ve elektriğe bağlar. Yarım saat sürer. Kurulumun kendisi bile ailenize iyi gelir, çünkü artık herkes nereye gideceğini bilir.
Yıllarca sessizce bekler
Neredeyse hiç elektrik harcamaz. Elektrik kesilse bile içindeki pil onu yıllarca hazır tutar. Her ay kendi kendini yoklar ve "iyiyim" der. Siz duvardaki o küçük siyah kutuyu zamanla fark etmez olursunuz. Sorun değil. O sizi fark etmeye devam eder.
Gerçek depremi tanır, yanlış alarma kanmaz
Kapı çarpması, kamyon geçmesi, komşunun matkabı... Bunların hiçbiri onu kandıramaz. Çünkü tek bir işarete inanmaz. Sarsıntının şekline, elektriğin kesilip kesilmediğine, duvarın eğilip eğilmediğine ve binadaki diğer cihazların susup susmadığına birlikte bakar. Hepsi aynı anda "evet" derse harekete geçer.
Sarsıntıda ışığını yakar
Deprem anında ortalık kararır ve herkesin aklı başından gider. İşte o an BEKÇİ yanar. Güvenli noktanızı aydınlatır ve kısa bir sesle aileyi oraya çağırır. Panik anında en değerli şey, nereye gideceğini bilmektir. Artık biliyorsunuz.
En kötü gün geldiyse, sizi duyurur
Bina çökerse cihaz nefesi, sesi ve hareketi dinler. İçeride yaşam olduğunu anladığında komşu cihazlarla el ele verir ve işaretini dışarı taşır. Gece görüşlü kameralar onun görünmez ışığını uzaktan görür. Yeriniz ve durumunuz, kurtarma ekiplerinin ekranına kendiliğinden düşer. Kimsenin bir tuşa basması gerekmez. O anda kimse basamayabilir çünkü.
"Peki ya boşuna alarm verirse?"
En çok bu soruyu duyuyoruz ve en çok bu soruya çalıştık. BEKÇİ konuşmadan önce dört ayrı kanıt arar. Bugüne kadarki testlerimizde hedefimiz net: yüz cihazdan yüzü, gerçek olmayan hiçbir olayda ses çıkarmasın. Sessiz kalmayı da bilmek, bu işin yarısıdır.